2020: UZAY YOLCULUĞU

Hazırsanız uçuşa başlayabiliriz. Mayıs ayında Spacex’in Nasa ortaklığındaki ilk uzay görevi, mavi gökyüzünden öteye gerçekleştirilecek seyahatler konusunda bir ön gösterimdi. Ancak bilirsiniz her seyahatin bir de bavulu vardır. Peki, uzayda ne giyeceğiz?

Ay, Mars ya da galakside herhangi farklı bir yer. Oradayken ne giyip, ne giymeyeceğimiz en az nasıl gideceğimiz ve gittiğimizde ne yapacağımız soruları gibi yıllardır gündemimizde. İkonik Fransız tasarımcılar Pierre Cardin ve Paco Rabanne 60’lı yıllarda etkilendikleri fütürizm akımında buna değindi. Yıllar içinde gökyüzünün ötesinden ilham alan birçok moda tasarımcısı daha oldu elbette, ama hepsi de o siyah boşluktaki yaşamı ayaklarımızın yere bastığı yeryüzündeki hayata adapte etti. Yıllar boyunca vizyonu meşgul eden filmler de içimizdeki kaçış arzusunu ateşledi. Yıldızlar arası yolculuktan, seçilmiş insanları farklı gezegenlere taşıyarak koloniler kurmayı amaçlayan filmlere, çoktan Ay’da yerleşmeye başladığımız ve bu sefer de oradaki insanlar arasında çatışmaların yaşandığını gördüğümüz hikayeler izledik. NASA bir yıl önce Uluslararası Uzay İstasyonu’na doğru gerçekleşecek ilk seyahatler konusunda 2020’yi gösteriyordu. Hayallerimiz belki, “Yaz tatilinde neredesin?” sorusuna “Uzay’da” yanıtını vermekti. Şimdilik biraz daha bekliyoruz, ama çok değil.

London Design Museum, “Mars’a Taşınmak” başlıklı bir sergi gerçekleştirdi. Küratörü Justin McGuirk “70’lerden beri Mars’a iniyoruz, ama artık insanların tasarım açısından oradaki hayatı nasıl ele alacağını konuşmamız gerekiyordu” diyor.


Amerika Birleşik Devletleri geçtiğimiz ay 1960’lı yılları yeniden yaşamaya başladı. Önce dönemin sivil haklar hareketlerini anımsatan ayaklanmalara tanıklık ettik, ülke uçtan uca ayaklanmalar yaşarken tüm dünya aynı anda nefesini tutmuş bir şekilde Birleşik Devletler topraklarından uzaya doğru başlayacak bir yolculuk için ekran başındaydı.

Peki bu yolculuğun önemi neydi? Aslında nedenlerden biri bizi pek ilgilendirmiyor. Çünkü zaten Ay’a ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na doğru yapılan yolculukların sayısı bugün epey fazla, ancak Birleşik Devletler topraklarından, geçtiğimiz 10 sene boyunca hiç fırlatma yapılmamıştı, bu haklı gurur o ülkedeki vatandaşlar için bir böbürlenme sebebi olabilir, ancak gelelim insanlık için önemine. Elon Musk, son zamanlarda Grimes ile dünyaya getirdikleri çocukları X Æ A-Xii, ile gündemdeydi. Ancak aynı zamanda sahibi olduğu Space X, yani bir özel şirket ilk defa uzaya insan gönderdi. Robert Behnken ve Douglas Hurley bu şerefe nail olan ilk insanlardan ve astronotlardan. Musk ve Space X’in hayatımıza girişi özel uzay yolculuklarının da start alacağının sinyalini veriyor. İnternetteki spekülasyonların başında 2030’da Mars’ta kolonilerin kurulacağı geliyor. Geceliği 35 bin dolardan başlayan fiyatlarla gemilerde kendinize yer bularak yolculuğa başlayabilirsiniz. Burada seçim sizin. Bir gün içinde 10’dan fazla Güneş’in doğuşunu ve batışını seyretmek mi önemli, yoksa siz buradan çok uzaklarda gününüzü gün ederken geride bıraktıklarınızın yaşlandığını görmek mi? Yoksa bu da sadece filmlerde gösterilen bir hayal ürünü mü?

YENİ ÇÖZÜMLER
“Mars’ta yeryüzündeki alışık olduğumuz yaklaşımdan uzaklaşmalıyız. Dünyadaki kaynakları tükettik, Uzay’a gittiğimizde kaynakların yeniden kullanılabilmesi üzerine çalışmamız gerekiyor” diyor Londralı tasarımcı Christopher Raeburn.


HAYALLER VE GERÇEKLER

Peki, gerçekte neler oluyor? İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne bağlı Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünden astronom Burçin Tanık Öztürk şöyle diyor: “Mars’a ne zaman ve nasıl gidileceği, orada yaşam kolonilerinin nasıl oluşturulacağı ile ilgili bazı tarihler bu projelerde verildi. Projelerdeki tarihlerin hepsi plan aşamasında. O yüzden kesin olarak Mars’a belli tarihte seyahat edilecek şeklinde kesin bir çıkarım yapmak doğru olmayabilir.”

Matt Damon başrolünde olduğu ‘The Martian’da tek başına kızıl gezegende var olmaya çalışıyordu üstelik bir serası dahi vardı. Brad Pitt, ‘Ad Astra’da gözyaşı sahnesiyle yerçekimi ve fizik kanunlarına karşı gelirken uzaydaki olası bir yaşamda, mesela Ay’da, yeryüzünde olduğu gibi insanlar ve toplumlar arasında anlaşmazlıkların var olabileceğini gösterdi. İnsan her yerde insan…

Burçin Tanık’a göre günümüzde gerçekten de kullanılan uzay sondaları, uzay yüzey araçları, astronot kıyafetleri ve iletişim uyduları gibi araçlar filmlerde karşımıza çıkıyor. Yani izlediklerimizde gerçeklik payı var. “Fakat bazı filmlerde uzay sahneleri gerçeği yansıtmamaktadır. Örneğin ışık hızına ulaşan ve galaksiler arası yolculuk yapan uzay mekikleri, insanları gemilerden gezegene ışınlayan aletler, birbirine çok yakın (fizik kanunlarının ihmal edildiği) gezegen konumları, saniyeler içinde yıldız sistemlerini yok eden cihazlar gibi gerçeğe aykırı sahneler de var. Ama bu tür sahneler filmleri ilgi çekici kılıyor ve izleyicilere keyif veriyor.” Yani Interstellar’da olduğu gibi galaksiler arasında bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu bir hayal. İnsanları kitleler halinde Dünya’dan Mars’a taşımak ve maliyeti açısından orada koloni kurmak kısa vadede zor olsa da uzun dönemde neden olmasın?

TATİL BAVULU

Kendisiyle aynı adı taşıyan markasını inovatif ve dünyaya karşı sorumlu olarak tanımlayan İngiliz tasarımcı Christopher Raeburn 2020 İlkbahar/ Yaz koleksiyonuna ‘Yeni Ufuklar’ başlığını vererek Mars’taki hayatı kendine esas alarak kıyafetleri hazırlamış. NASA tarafından kullanılan materyallerin fazlalıklarını alarak hem geri dönüştürme hem de ileri dönüştürme yöntemini kullanarak kıyafetleri tasarlayan Raeburn materyallerin olabildiğince hafif olmasına önem göstermiş. Kullanılan kumaşlar ise ısı veren battaniyelerin ve paraşütlerin arta kalanlarından hazırlanmış. Raeburn bunun nedenini şöyle anlatıyor: “Mars’ta yeryüzündeki alışık olduğumuz yaklaşımdan uzaklaşmalıyız. Dünyadaki kaynakları tükettik, uzaya gittiğimizde bunların yeniden kullanılabilmesi üzerine çalışmamız gerekiyor.”

RAEBURN

Peki, biz şimdiden alüminyum folyo stoku yaparak terzilerin yolunu tutsak mı? “Alüminyum folyo, radyasyonu (morötesi ışınları) geçirmeyen, hafif ve dayanıklı bir malzemedir. Bundan dolayı uzay kıyafetleri yapımında alüminyum folyodan yapılmış katmanlar kullanılmaktadır. Mars’ta giyilecek kıyafetler insanın hayati fonksiyonlarını canlı tutacak şekilde olmalıdır. Bu kıyafetleri oluşturmak için en güzel örnek şu an için kullanılan astronot kıyafetleridir. Mars’taki yaşam koşullarına göre bunlar düzenlenebilir” diyor Burçin Tanık. Nasıl göründüğümüzün önemini yitirdiği, “body shaming” gibi çağdışı konuşmaların ortadan kalkacağı anlamına geliyor bu. Uzaya gitmeden önce bile insan ister istemez üstünde bulunduğu topraklarda var olan kodları düşünüyor tabi.

“The Passengers”i izlediyseniz Jennifer Lawrence ve Chris Pratt’ın zaman ve mekanda sınır tanımayan flörtleşmelerini ve dünyadaki hayattan farksız bir şekilde spor yaptıklarını, yüzdüklerini, o ilk “date”e çıktıklarını da görmüşsünüzdür. Hayal kurmak için filmlere baksak bile gerçekler de bundan farksız aslında. Uzay istasyonlarında kalan astronotların günlük yaşamda giydikleri spor kıyafetlerini (tişört, şort, spor ayakkabı vb.) uzay istasyonunda da giydiklerini görüyoruz. Ancak içten içe illa bir bilim-kurgu dokunuşunun olmasını istiyoruz ya işte… “Sağlık durumunu her an analiz eden kıyafetler, kendini tamir eden ve kendinden renk değişimi gerçekleştiren giysiler, ayakkabılar. İnsanların görüş açısını genişleten ve iletişimde kullanılabilecek akıllı gözlükler gibi ürünler kullanılabilir” diyor Burçin Tanık. Ermenegildo Zegna, Ralph Lauren, Michael Kors, Nike ve Apple gibi markalar aslında bu verileri kullanarak çoktan sezon koleksiyonlarını hazırlamaya başladı. Evet, anlayacağınız geriye tek bir şey kalıyor. Tek yön bilet. 

Yazı: Aykun Taşdöner

ELLE Temmuz – Ağustos 2020 sayısından alınmıştır. 

About modabukucu

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

PRADA’NIN SOTHEBY’S AÇIK ARTIRMASI BEKLENTİLERİ AŞTI!

Prada’nın Sotheby’s ile birinci açık artırması iki markanın da beklentisini aştı! Geçtiğimiz Pazartesi günü bir basın açıklaması yayınlayan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir